• Dolar
    0.000
  • Euro
    0.000
  • Ç.Altın
    0.000
  • Altın
    0.000

°

Köşe Yazarı

SÜLEYMAN YILMAZ

  •  28 Ağustos 2026
  • PROF. DR. SELİM YALÇIN “PROF” OLDU!


    Başlığı okudumca gururlandım, haberi okudumca meslek adına utandım!

    Geçenlerde bir son dakika haberinde bir hikaye görüldü.

    “Kırıkkale'nin gururu Prof. Dr. Selim Yalçın, prof oldu.”

    Önce bir gurur duydum.

    Kendi kendime “helal olsun” dedim.

    “Kırıkkale'den yine bir değer çıktı. Şehrimizin akademide önemli bir başarı imzası atıldı.”

    Göğsüm kabardı.

    Haberi okuduktan sonra okudum.

    Bir saat…

    Prof. Dr. Selim Yalçın, prof olmuş!

    Benim bilgisayarın işlemcisi o anda fan açtı.

    Dedim ki:

    “Ulan Süleyman, sen mi yanlış yalan, yoksa dünya mı değişti?”

    Adam zaten Prof. Dr. Selim Yalçın!

    Başlıkta bir de “prof oldu” deniliyor.

    Yani profesör olan bir profesör…

    Biraz daha işsalar:

    “Profesörümüz profesörlüğe terfi etti!”

    kendin yap.

    Hatta yakında şöyle haberler görürsek şaşırmayacağım:

    “Doktor, doktor oldu!”

    “Avukat, avukatlığa başladı!”

    “Mühendis, mühendislik yaptı!”

    “Belediye paneli belediye başkanı seçilebilir!”

    Allah muhafaza, bir gün:

    “Gazeteci, haber yazdı!”

    diye son dakika düşerse hiç şaşırmayacağım.

    Şimdi burada Mesele Sayın Prof. Dr. Selim Yalçın değil.

    Tam dokunmatik…

    Başarılı olmuş, akademik kariyer yapmış, Kırıkkale'nin gurur kaynağı olmuş bir bilim insanı.

    Bizim itirazımız kişi değil.

    Haberin yazılışına.

    Başlık atacağız diye ne hale geleceğiz?

    Okuyucu habere tıklasın diye bazen böyle hikayeler atılıyor ki insan haberi açıldığında kendisini “Acaba ben Türkçe bilmiyor muyum?” diye sorguluyor.

    Gazetecilikte itibar önemlidir.

    Hatta çok önemli.

    Ama inanca dikkat edecek diye kendini eğip bükmenin de bir sınırı vardır.

    Çünkü gazetecilik, “ne yazarsam daha çok tıklanır?” profesyonel değil.

    Gazetecilik biraz da:

    “Ben bunu yazarsam okuyucuya doğru bilgi vermiş olur muyum?”

    görevdir.

    Başlıkta kullanılan kelimelerin çözümünde gazeteciliğin temelidir.

    Prof. Dr. zaten profesörlük unvanını ifade ediyor.

    Sen başlar:

    “Prof. Dr. Selim Yalçın prof oldu.”

    Dersen, okuyucu doğal olarak soruyor:

    “Ee kardeşim, zaten prof değil miydi?”

    Bu kez haberin kendisini bırakıp başlıkla uğraşıyoruz.

    Asıl haber arada kayboluyor.

    İşin en komik tarafı da şu:

    Başlığı okudumca önce gururlandım.

    Haberden sonra okudumca güldüm.

    En sonunda da kendi ayaklarım:

    “Meslek ne hallere düştü Süleyman…”

    dedim.

    Eskiden gazetecilikte haberlerin varlığı önemliydi.

    Şimdi bazı insanlarda sanki haberin varlığından önce tıkanma sayıları geliyor.

    Başlık ne garip kadar olursa o kadar iyi!

    Okuyucular...

    Merak edecek…

    Tıklayın…

    Sonra egzotik bir şey gelecek.

    Buna da gazetecilik diyeceğiz.

    Yok arkadaşlar, yapmayın.

    Gerçekten yapmayın.

    Başlık uğruna sizin komik durumu düşürmeyin.

    Çünkü siz yalnızca siz değilsiniz, yerel basının tamamını temsil ediyorsunuz.

    Bir internet sitesinde yapılan hata, başka birinin bakış açısındaki bütün gazetecilere mal olabiliyor.

    Biz yıllardır bu mesleğin içindeyiz.

    Gazetecilik zor iştir.

    Haberi kovalamak, sürdürmek, yazmak, yazıyı dağıtmak, fotoğraf bulmak, baskı veya yayın arşivlemek…

    Hepsi emek kız kardeş.

    Ama bütün bu emeğin üzerine bir de:

    “Prof. Dr. profesör oldu.”

    yazarsanız…

    Kusursuz bir şekilde ama insanın beyninde şu geliyor:

    “Başlığı yazan kişi, prof ne, profesör ne, unvan ne; acaba bunları biliyor mu?”

    Bu mesele tam da burada.

    Gazetecilikte bazen bir kelime, haberin tamamından daha önemlidir.

    Çünkü yanlış kullanılan bir kelime, koca bir haber komediye çevrilebilir.

    Bizim ticaret zaten yeterince zor günlerden geçiyor.

    Bir de sorunları böyle hikayelerle yeniden canlandırmaya çalışıyorum.

    Tıklayacağınız diye güvenini kaybetmeyelim.

    Çünkü tıklama bugün gelir.

    Yarın unutul.

    Ama okuyucunun kafasında şunlar oluştu:

    “Bunlar ne yazmadığını bilmiyor.”

    ürünün kolay kolay silinmesi.

    O yüzden sevgili meslektaşlarım…

    Başlık atarken biraz yavaşlayın.

    Bir kere daha oku.

    Bir anlamda emin değilseniz bakın.

    günlük meslektaşınıza sorun.

    Çünkü gazetecilikte utanılacak şey unutulmayacakmış, kaybolmadan yazmaktır.

    Ve son sözüm de şu:

    Yapmayın arkadaşlar, yapmayın!

    Siz kendinizi rezil etmeyin…

    Bizi de rezil etme.

    Hele Kırıkkale'nin yetiştirdiği değerli bir bilim insanını haber yaparken, adam önce bir daha profesörce ayrıldıktan sonra da kendi unvanınızın içinde terfi ettirmeyin!

    Yoksa gelecekte bir gün şu liderliği görürüz:

    “Prof. Dr. Selim Yalçın profesörlüğün ardından yeniden profesör oldu!”

    İşte o zaman ben gazeteciliği bırakıp bakkal açacağım.

    Hiç bilmediğiniz veresiye defterinde yanlış unvan kullanmam.

    Süleyman Yılmaz

     

    Yazar Yorumları

    Yorum Yaz

    43165

    Hakkımızda

    bayrakgazetesi.com.tr 'de ülke'ye dair önemli haberleri, Son dakika haberlerini ve ülke ile ilgili gelişmeleri, hava durumu ve namaz vakitlerini bulabilirsiniz.

    Uygulamamız

    Üyeliklerimiz

    İha üyesidir

    İletişim

    #

    #

    #

    #