• Dolar
    0.000
  • Euro
    0.000
  • Ç.Altın
    0.000
  • Altın
    0.000

°

Köşe Yazarı

SÜLEYMAN YILMAZ

  •  21 Ağustos 2026
  • UNUTTUM MAHALLESİ! KIRIKKALE’NİN ORTASINDA 46 YILLIK “GÖRÜNMEZLİK” HİKÂYESİ


     

    Doğalgaz yok, kanalizasyon yok, yollar toprak… Ama vergi var! Seçimden seçime hatırlanan, hizmet zamanı unutulan Fatih Mahallesi’nde Mehmet Ali Erkal amca yıllardır sesini duyurmaya çalışıyor. Belediyeden valiliğe, CİMER’den yetkililere kadar kapısını çalmadığı yer kalmamış. Ama nafile… Mahalle adeta “Unuttum” klasörüne kaldırılmış!

    Kırıkkale’de insanın “Yahu bunu da mı görecektik?” diyeceği olaylar bitmiyor.

    Meğer bizim şehirde bir de “Unuttum Mahallesi” varmış!

    Şaka değil…

    Google Haritalar’a bakarsınız Fatih Mahallesi diye geçer, vatandaşına sorarsınız başka bir isim çıkar:

    Unuttum Mahallesi!

    Çünkü burası öyle bir mahalle ki devletin ve belediyenin haritasında var, vergi dairesinin kayıtlarında var, seçim sandığında var…

    Ama hizmet söz konusu olduğunda sanki “Ben böyle bir mahalle hatırlamıyorum” deniliyor.

    Kırıkkale merkeze yaklaşık 4 kilometre mesafede…

    Bir tarafta Samsun yolu, diğer tarafta tren yolu…

    Yani şehrin göbeğine burnunun dibinde.

    Fakat gelin görün ki bazı hizmetler buraya uğramamış.

    Doğalgaz yok.

    Kanalizasyon yok.

    Düzgün yol yok.

    Sokaklar dar, yollar toprak.

    Kanalizasyon meselesini ise vatandaş kendi imkânlarıyla çözmeye çalışıyor. Her ev kendi avlusunda çürütme kuyusuyla başının çaresine bakıyor.

    Şimdi insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

    “Biz Kırıkkale’de miyiz, yoksa 50 yıl önceye kurulmuş bir köy filminde mi?”

    Üstelik mesele birkaç aylık değil.

    Tam 46 yıllık bir hikâyeden söz ediliyor.

    46 yıl!

    İnsan 46 yılda ne yapar?

    Çocuk büyütür.

    Çocuk evlendirir.

    Torun sahibi olur.

    Ev yapar.

    Emekli olur.

    Hatta bazıları 46 yılda birkaç kez mahalle değiştirir.

    Ama Fatih Mahallesi hâlâ aynı soruların cevabını bekliyor:

    “Biz ne zaman hizmet göreceğiz?”

    MEHMET ALİ AMCA: “BEN BU MAHALLEYİ UNUTMADIM!”

    Mahallenin içinden çıkan Mehmet Ali Erkal amca ise bu hikâyenin belki de en dikkat çekici ismi.

    Çünkü herkes susarken o konuşuyor.

    Herkes “Boş ver” derken o “Olmaz” diyor.

    “Böyle gelmiş böyle gider” diyenlere karşı, “Böyle gitmez!” diye mücadele ediyor.

    46 yıl sonra mahallenin sorunlarını yüksek sesle dile getirmeye çalışan isimlerden biri olmuş.

    Belediyeye gidiyor.

    Valiliğe gidiyor.

    CİMER’e yazıyor.

    Dilekçe veriyor.

    Kapı kapı dolaşıyor.

    Yetkililerden çözüm istiyor.

    Yani Mehmet Ali amca adeta “Dilekçe Maratonu” koşuyor.

    Ama sonuç?

    Dosya kabarıyor, sorunlar kabarıyor, vatandaşın sabrı kabarıyor…

    Bir tek hizmet kabarmıyor!

    MUHTAR NEREDE?

    İşin bir başka garip tarafı da burada başlıyor.

    Mahallenin sorunlarını en yakından bilen kişinin, yani muhtarın vatandaşın yanında olması beklenmez mi?

    Elbette beklenir.

    Muhtarın görevi sadece seçim zamanı kapı kapı dolaşıp oy istemek değildir.

    Muhtarlık makamı, vatandaşın sorununu ilgili kurumlara taşıyan en önemli yerel mekanizmalardan biridir.

    Ama Mehmet Ali amcanın anlattığı tabloya bakılırsa, vatandaş zaman zaman kendisini “Mahallenin gönüllü muhtarı” gibi hissetmek zorunda kalıyor.

    Muhtar çalışmazsa vatandaş çalışıyor.

    Muhtar kapı çalmazsa Mehmet Ali amca çalıyor.

    Muhtar dilekçe yazmazsa Mehmet Ali amca yazıyor.

    Muhtar hizmet istemezse Mehmet Ali amca istiyor.

    Bir de düşünün…

    Adamın resmi görevi yok ama mahallenin sorunları için resmi kurumlardan daha fazla mesai yapıyor!

    Bu nasıl iş?

    BAŞKANA GİDİYOR, “SEN KİMSİN?” DENİYOR!

    Mehmet Ali amca, mahallesi için belediye başkanından da çare arıyor.

    “Başkanım, bizim mahallede şu sorun var, bu sorun var” diyor.

    Fakat işin mizahi tarafı burada başlıyor:

    “O da ‘Unuttum amca, sen kimsin?’ diyor.”

    Şaka bir yana…

    Bu cümle aslında yıllardır yaşanan sorunun özeti gibi.

    Mahalle unutulmuş.

    Vatandaş unutulmuş.

    Sorunlar unutulmuş.

    Ama ne hikmetse…

    Vergi unutulmamış!

    Vergi zamanı mahalle bulunuyor.

    Seçim zamanı mahalle bulunuyor.

    Oy zamanı vatandaş bulunuyor.

    Sandık kurulunca adresler bulunuyor.

    Ama hizmet zamanı navigasyon nedense çekmiyor!

    SEÇİMDEN SEÇİME HATIRLANAN MAHALLE!

    Seçim yaklaşınca siyasetçilerin mahalle ziyaretleri başlıyor.

    “Hoş geldiniz.”

    “Başımızın tacısınız.”

    “Size hizmet getireceğiz.”

    “Mahallenizin sorunlarını biliyoruz.”

    “Merak etmeyin, gereken yapılacak.”

    Vatandaş da doğal olarak umutlanıyor.

    Sandık geliyor.

    Oy kullanılıyor.

    Seçim bitiyor.

    Ve sonra?

    Unuttum Mahallesi yine Unuttum Mahallesi oluyor!

    Bir sonraki seçime kadar sessizlik…

    Sonra yeniden ziyaretler…

    Yeniden vaatler…

    Yeniden fotoğraflar…

    Yeniden “Mahallenizin yanındayız” sözleri…

    Sonra yine unutulma!

    Bu döngü böyle devam edip gidiyor.

    “VERGİ VERİYORUZ AMA HİZMETİ KENDİMİZ YAPIYORUZ”

    Asıl düşündürücü olan ise şu:

    Bu mahallede yaşayan insanlar da diğer mahallelerde yaşayan vatandaşlar gibi vergi ödüyor.

    Elektrik faturası ödüyor.

    Su faturası ödüyor.

    Devlete karşı yükümlülüklerini yerine getiriyor.

    Seçimde oy kullanıyor.

    Vatandaşlık görevlerini yerine getiriyor.

    Ama karşılığında en temel belediye hizmetlerinden bazılarını alamıyorsa, burada ciddi bir soru sormak gerekiyor:

    “Bu vatandaşın suçu ne?”

    Kırıkkale’nin merkezine 4 kilometre mesafede bir mahallede vatandaş hâlâ kanalizasyon sorununu kendi imkânlarıyla çözüyorsa, bu artık sadece bir altyapı problemi değildir.

    Bu aynı zamanda şehir planlaması, belediyecilik ve vatandaşla kurulan bağ meselesidir.

    TOPRAK YOLLARINDA MODERN BELEDİYECİLİK!

    Mahalle yollarının toprak olduğu belirtiliyor.

    Dar sokaklar…

    Yağmur yağınca çamur…

    Kışın ayrı sıkıntı…

    Yazın toz…

    Araç geçerken vatandaşın penceresi kapalı…

    Yaya yürürken ayakkabı ayrı bir mücadelede…

    Kısacası mahalle sakinleri dört mevsimi yaşıyor ama belediyecilik açısından sanki beşinci mevsimde kalmışlar.

    Oysa şehir büyüyor.

    Binalar yükseliyor.

    Yeni projeler yapılıyor.

    Prestij caddeler açılıyor.

    Parklar yapılıyor.

    Kaldırımlar yenileniyor.

    Ama şehrin hemen yanı başındaki bir mahallede vatandaş hâlâ:

    “Bizim yol ne zaman yapılacak?”

    diye soruyor.

    Bu sorunun cevabı artık “Bir gün” olmamalı.

    MEHMET ALİ AMCA MARKO PAŞA’YI ARIYOR!

    İşin en güzel ve en acı tarafı da burada.

    Mehmet Ali Erkal amca artık çözüm aramaktan yorulmuş olabilir ama mücadeleden vazgeçmiş değil.

    Belediye…

    Valilik…

    CİMER…

    Dilekçeler…

    Başvurular…

    Kapılar…

    Koridorlar…

    Yetkililer…

    Ve hâlâ sonuç bekliyor.

    İnsanın aklına ister istemez şu geliyor:

    Mehmet Ali amca derdini anlatacak birini bulana kadar Marko Paşa’yı arayacak!

    Hani derler ya:

    “Derdini Marko Paşa’ya anlat.”

    Bizim Mehmet Ali amca da neredeyse o noktaya gelmiş.

    Belki yakında Kırıkkale’de yeni bir makam ihdas etmek gerekecek:

    “Unuttum Mahallesi Mehmet Ali Amca Sorun Çözme Müdürlüğü!”

    Çünkü vatandaşın anlattığına göre adam neredeyse bütün kurumların kapısını tek başına çalmış.

    BU MAHALLEDE İNSANLAR YAŞIYOR!

    Burada unutulmaması gereken en önemli nokta şu:

    Fatih Mahallesi bir tabeladan ibaret değil.

    Orada insanlar yaşıyor.

    Çocuklar büyüyor.

    Yaşlılar hayatını sürdürüyor.

    Aileler geçimini sağlıyor.

    İnsanlar vergi veriyor.

    İnsanlar sandığa gidiyor.

    Ve en önemlisi…

    Onların da şehirle aynı hizmetlerden yararlanma hakkı var.

    Bir mahalle, seçimden seçime hatırlanacak bir yer değildir.

    Vatandaş sadece oy zamanı değerli değildir.

    Sandık kapandıktan sonra da vatandaştır.

    46 YILDIR BEKLEYEN SORU

    Mehmet Ali amcanın sesini duyurmak için verdiği mücadele aslında tek bir kişinin mücadelesi olarak görülmemeli.

    Bu, 46 yıldır bekleyen bir mahallenin sesi.

    Belki de Kırıkkale’nin yöneticilerine, siyasetçilerine ve ilgili kurumlarına küçük ama önemli bir hatırlatma yapmak gerekiyor:

    Fatih Mahallesi var.

    Orada insanlar yaşıyor.

    Sorunları var.

    Ve o insanlar bu şehrin vatandaşı.

    Artık “Unuttum Mahallesi” diye mizahını yaptığımız bu yerin gerçekten unutulmuş olmaktan çıkarılması gerekiyor.

    Bir mahalleyi hatırlamanın en güzel yolu seçim zamanı fotoğraf çektirmek değil…

    Hizmet götürmektir.

    Bir mahalleyi hatırlamanın en güzel yolu vaat vermek değil…

    Yolunu yapmaktır.

    Kanalizasyonunu getirmektir.

    Doğalgazını ulaştırmaktır.

    Sokaklarını düzenlemektir.

    Vatandaşın kapısını çalıp:

    “Mehmet Ali amca, sen kimsin?”

    demek yerine…

    “Mehmet Ali amca, mahallenin sorunlarını çözmeye geldik.”

    diyebilmektir.

    Çünkü Mehmet Ali amca artık tek bir şey istiyor:

    Unutulmamak!

    Ve sanırım Kırıkkale’nin yöneticilerine de bir görev düşüyor:

    Bu mahalleyi bir günlüğüne değil, 46 yılın hatırına kalıcı olarak hatırlamak.

    Yoksa Mehmet Ali amca haklı olarak eline dilekçesini alıp kapı kapı dolaşmaya devam edecek.

    Belki belediye…

    Belki valilik…

    Belki Ankara…

    Belki CİMER…

    En sonunda da…

    Marko Paşa!

    Ama artık bu işin Marko Paşa’ya kalmaması gerekiyor.

    Fatih Mahallesi’nin adı Fatih olabilir ama kaderi “Unuttum Mahallesi” olmak zorunda değil.

    Kırıkkale’nin merkezine 4 kilometre mesafede yaşayan vatandaşların tek isteği çok büyük bir şey değil:

    İnsan gibi yaşamak ve yaşadığı yerde hizmet görmek.

    Gerisi zaten belediyeciliğin görevi.

     

    Yazar Yorumları

    Yorum Yaz

    64258

    Hakkımızda

    bayrakgazetesi.com.tr 'de ülke'ye dair önemli haberleri, Son dakika haberlerini ve ülke ile ilgili gelişmeleri, hava durumu ve namaz vakitlerini bulabilirsiniz.

    Uygulamamız

    Üyeliklerimiz

    İha üyesidir

    İletişim

    #

    #

    #

    #