• Dolar
    0.000
  • Euro
    0.000
  • Ç.Altın
    0.000
  • Altın
    0.000

°

Köşe Yazarı

SÜLEYMAN YILMAZ

  •  16 Ekim 2026
  • KIZILELMA GOOGLE’DA DEĞİL, GÖNÜLLERDE YAZAR!


    Dün “Beyninizi yıkıyorlar” diyenler, bugün Kızılelma’dan söz ediyor!

    Süleyman Yılmaz’ın Kaleminden

    Bazı hayaller vardır; anlatırsınız, gülerler. İnanırsınız, küçümserler. Peşinden yürürsünüz, “Beyninizi yıkıyorlar!” diyerek sizi yolunuzdan döndürmeye çalışırlar. Ama yıllar geçer, takvim yaprakları değişir, dün hayal diye alay edilen düşünceler bir gün memleketin gündemine oturur. İşte o zaman insanın aklına tek bir soru gelir: Dün bizimle dalga geçenler, bugün neden aynı hedeflerden söz ediyor?

    Dr. Ömer Dedebali’nin kaleme aldığı Kızılelma paylaşımını okurken tam da bunları düşündüm. Öyle güzel anlatmış ki… Bir dönemin inancını, gençliğini, heyecanını ve ülküye bağlılığını birkaç cümleyle yeniden hatırlatmış.

    Kendisine gönülden teşekkür ediyorum. Çünkü bazı sözler yalnızca okunmaz; insanın geçmişine dokunur, hatıralarını canlandırır ve nereden geldiğini yeniden hatırlatır.

    BİZ KIZILELMA’YI GOOGLE’DAN ÖĞRENMEDİK!

    Bizim 15-16 yaşlarında olduğumuz günleri düşünün…

    Ülkü Ocaklarında yetişen, Türk milliyetçiliğini bir fikir ve hayat anlayışı olarak benimseyen gençlerdik. Önümüzde bir ülkü, içimizde bitmeyen bir heyecan vardı. Büyük hedeflerden, güçlü Türkiye’den, Türk milletinin yükselişinden söz ederdik.

    Bizi anlamayanlar vardı. Hayallerimize gülenler, inancımızı sorgulayanlar, “Sizin beyninizi yıkıyorlar” diyenler vardı.

    Biz yine de yürüdük.

    Çünkü bizim için ülkücülük, birkaç sloganı ezberlemekten ibaret değildi. Bir davaya inanmak, bir ideale bağlanmak, gerektiğinde bedel ödemeyi göze almak ve şartlar ne olursa olsun inandığın değerleri savunmaktı.

    Bugün Google’a “Kızılelma nedir?” diye yazdığınızda karşınıza Türk mitolojisinde, özellikle Türk ve Oğuz geleneğinde büyük ülküleri, hedefleri ve idealleri simgeleyen bir kavram çıkar.

    Ama Kızılelma’yı yalnızca bir internet aramasının sonucuna sığdırabilir misiniz?

    Elbette hayır!

    Kızılelma, sözlükte tanımlanabilir ama gönülde taşınır.

    Bizim Kızılelma’mız; güçlü bir Türkiye, onurlu bir millet, bağımsız bir gelecek ve Türk gençliğinin büyük hedeflere inanmasıdır. Her dönemde farklı anlamlar kazanabilen bu ülkü, asıl gücünü onu yüreğinde taşıyan insanlardan alır.

    DÜN ALAY EDENLER, BUGÜN AYNI HEDEFİ KONUŞUYOR!

    Ömer Dedebali’nin paylaşımındaki en dikkat çekici nokta da burada başlıyor.

    Dün Kızılelma’dan söz edildiğinde küçümseyenler, bugün aynı kavramı dillendiriyor. Dün hayallerimize burun kıvıranlar, bugün o hayallerin gerçekleşmesini konuşuyor.

    Hatta bir zamanlar bizimle dalga geçenlerin, bugün aynı yolda yürüdüklerini söylemeleri bir yana, kimi zaman önümüze geçtiklerini bile görüyoruz.

    Burada asıl mesele, kimin önde yürüdüğü değil; hangi değer uğruna, hangi inançla ve ne kadar samimiyetle yürüdüğüdür.

    Çünkü ülkücülük, yalnızca doğru zamanda doğru sözleri söylemek değildir. Rüzgâr hangi yönden eserse o tarafa dönmek hiç değildir. Ülkücülük, kimsenin alkışlamadığı günlerde de inandığın değerlerin arkasında durabilmektir.

    Elbette herkes Kızılelma’yı konuşabilir. Herkes Türkiye’nin büyümesini, güçlenmesini ve geleceğe emin adımlarla yürümesini isteyebilir. Buna itirazımız yok.

    Ancak insan sormadan da edemiyor: Dün küçümsediğiniz düşünceleri bugün savunuyorsanız, dün o düşünceleri taşıyan insanlara neden tepeden baktınız?

    Dün inananlarla alay edip bugün aynı ülkü üzerinden siyaset yapmak kolaydır. Zor olan, o inancı yıllarca korumak ve makamlar değişse de karakterini değiştirmemektir.

    ÜLKÜ OCAĞI BİR GENÇLİK HATIRASI DEĞİL, BİR FİKİR MEKTEBİDİR

    Benim için Ülkü Ocaklı olmak, geçmişte yaşanmış bir gençlik hatırasından ibaret değildir.

    Ülkü Ocakları, Türk milliyetçiliği fikriyle tanıştığımız, büyük hedefler kurmayı öğrendiğimiz, vatan ve millet kavramlarını hayatımızın merkezine koyduğumuz bir mekteptir.

    Ocak kültüründe yetişen bir insanın hafızasında yalnızca sloganlar kalmaz. Dostluklar, mücadeleler, fedakârlıklar, umutlar ve yıllar geçse de unutulmayan insanlar kalır.

    İşte bu yüzden, dünün genç ülkücülerinin bugün Kızılelma konuşulurken hissettikleri şey sıradan bir siyasi memnuniyet değildir. Biraz geçmişin hatırası, biraz verilen emeğin gururu, biraz da yıllarca anlatılmaya çalışılan bir ülkünün anlaşılmasının sevincidir.

    Ne var ki bir davanın büyüklüğü, yalnızca ne kadar konuşulduğuyla ölçülmez. O davayı temsil ettiğini söyleyenlerin davranışlarıyla, adalet anlayışlarıyla, millete karşı sorumluluklarıyla ve kişisel çıkarlar karşısındaki duruşlarıyla ölçülür.

    Makamlar geçicidir. Unvanlar değişir. Seçilmişler de atanmışlar da gelir geçer.

    Ama insanın karakteri, geçmişi ve inandığı değerler karşısındaki samimiyeti kolay kolay gizlenmez.

    Bu nedenle bugün Kızılelma’dan söz eden herkese düşen görev, bu kavramı yalnızca siyasi bir söylem olarak kullanmak değil, temsil ettiği değerleri yaşatmaya çalışmaktır.

    REİSLERE SELAM OLSUN!

    Ömer Dedebali’nin paylaşımındaki “Reislere selam olsun” sözü de benim için ayrı bir anlam taşıyor.

    Bu selam, yalnızca bir hitap değil; bir dönemin hatırasına, birlikte yürünmüş yolların izine ve ülkü uğruna emek veren insanlara duyulan vefanın ifadesidir.

    Benim selamım da yıllar önce aynı heyecanla yola çıkan, ülküsünü makamla ölçmeyen, dün neye inanıyorsa bugün de o değerleri yaşatmaya çalışan bütün ülküdaşlarıma…

    Ama bir sözüm de atanmışlara ve seçilmişlere var.

    Makam sahibi olmak, insanı kendiliğinden davanın sahibi yapmaz. Bir koltukta oturmak, yıllarca o davaya gönül vermiş insanların önüne geçmek için tek başına yeterli değildir.

    Asıl mesele, o makamdayken ne yaptığınız, kimin yanında durduğunuz, hangi değerleri savunduğunuz ve yarın o makamdan ayrıldığınızda arkanızda nasıl bir iz bıraktığınızdır.

    Ülkücülük, makamla başlayan bir aidiyet değil; makamdan önce de sonra da devam etmesi gereken bir duruştur.

    Bu yüzden selamım, öncelikle inancını çıkarlarının önüne koyanlara, vefayı unutmayanlara ve davayı kişisel hesapların üzerinde tutanlaradır.

    SON SÖZ: HERKESİN BİR KIZILELMA’SI VAR!

    Google’a girip Kızılelma’yı araştırabilirsiniz. Tarihini, mitolojideki yerini, Türk düşüncesindeki anlamını öğrenebilirsiniz.

    Bunların hepsi kıymetlidir.

    Ama bir de kitaplarda yazmayan, arama motorlarında çıkmayan bir Kızılelma vardır: İnsanın gönlünde taşıdığı ülkü.

    Kimi için bağımsızlık, kimi için adalet, kimi için güçlü bir devlet, kimi için huzurlu bir millet… Türk milliyetçiliği geleneğinde ise Kızılelma, tarih boyunca büyük hedeflerin ve ideallerin sembollerinden biri olmuştur.

    Benim için mesele, Kızılelma’yı kimin daha çok telaffuz ettiği değil; kimin o ülkünün sorumluluğunu gerçekten taşıdığıdır.

    Dr. Ömer Dedebali, paylaşımıyla bize geçmişi hatırlattı. Dün alay edilen hayallerin bugün nasıl konuşulduğunu gösterdi. En önemlisi de ülkülerin bir dönemin modası olmadığını, gönülden gönüle taşınan bir inanç olduğunu yeniden düşündürdü.

    Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.

    Ve yıllar öncesinden bugüne aynı heyecanı yüreğinde taşıyanlara sesleniyorum:

    Dün güldüler, bugün konuşuyorlar. Yarın belki yine başka şeyler söyleyecekler. Bizim görevimiz, kimin ne dediğine göre yön değiştirmek değil; inandığımız değerleri akılla, ahlakla, çalışmayla ve sorumlulukla yaşatmaktır.

    Ne mutlu Ülkü Ocaklıyım diyene!

    Ne mutlu ülkü uğruna emek verene!

    Ne mutlu Türk milletinin geleceği için çalışanlara!

    Reislere selam olsun…

    Ve unutmayalım: Kızılelma’yı Google’da arayan çok olur; ama onun anlamını gönlünde taşıyan herkesin hikâyesi başkadır.

    Çünkü bazı ülküler ekrana yazılmaz.

    GÖNÜLLERE YAZILIR!

     

    Yazar Yorumları

    Yorum Yaz

    10472

    Hakkımızda

    bayrakgazetesi.com.tr 'de ülke'ye dair önemli haberleri, Son dakika haberlerini ve ülke ile ilgili gelişmeleri, hava durumu ve namaz vakitlerini bulabilirsiniz.

    Uygulamamız

    Üyeliklerimiz

    İha üyesidir

    İletişim

    #

    #

    #

    #