• Dolar
    0.000
  • Euro
    0.000
  • Ç.Altın
    0.000
  • Altın
    0.000

°

Köşe Yazarı

SÜLEYMAN YILMAZ

  •  15 Eylül 2026
  • GÜLER YÜZLÜ, SEVECEN PERSONELE CAN FEDA!


    Devlet dairesinin kapısı vatandaşa kapatılmamalı! Memurun özel hayatındaki sıkıntısı, vatandaşa sertlik ve öfke olarak yansımamalı. Çünkü vatandaş devletin kapısına geldiğinde karşısında önce insan, sonra memur görmek istiyor.

    Geçtiğimiz gün bir ilçede, bir kamu kurumunda işim vardı.

    Aslında evrak işimin günü değildi. Ancak almam gereken bir evrak vardı ve işimi halletmek için kuruma gittim.

    Kapıya geldiğimde kurum personelinden bazı arkadaşların dışarıdaki kamelyada oturup çay içerek sohbet ettiğini gördüm.

    İçlerinden biri bana doğru gelerek:

    “Ne var?” diye seslendi.

    Ben de elimdeki üst yazıyı göstererek, birkaç evrak almam gerektiğini ve yardımcı olup olamayacaklarını söyledim.

    Fakat karşılaştığım tavır hiç de beklediğim gibi değildi.

    Personel, sert bir şekilde:

    “Evrakı ver, kapıda bekle.” dedi.

    Ben zaten kapıdaydım!

    Bunun üzerine doğal olarak sordum:

    “Hayırdır, devlet dairesine vatandaş giremiyor mu?”

    Fakat soruma herhangi bir karşılık verilmedi.

    Bekledim…

    Bir süre sonra görevli tekrar geldi. Bu kez daha hırçın ve sinirli bir tavırla:

    “Al evrakınız, tamam.” dedi.

    Ben de dayanamadım ve tekrar sordum:

    “Vatandaşın içeri girmesi yasak mı?”

    Aldığım cevap ise:

    “Öyle olması gerekiyor. Boş olan içeriye yoğunluk olmasın.”

    İşte benim asıl itirazım burada başlıyor.

    DEVLET DAİRESİ VATANDAŞIN KAPISIDIR

    Kamu kurumları elbette belli kurallar çerçevesinde çalışır.

    Yoğunluk varsa vatandaşın düzenli şekilde bekletilmesi anlaşılabilir.

    Güvenlik gerekçesi varsa bunun da bir açıklaması vardır.

    Ancak vatandaşa emir verir gibi konuşmak, sert davranmak, terslemek ve nedenini açıklamadan kapının dışında bekletmek başka bir şeydir.

    Devletin kurumu vatandaşa hizmet etmek için vardır.

    Vatandaş oraya keyfinden gelmez.

    Evrak için gelir, bilgi için gelir, hakkını aramak için gelir, işini görmek için gelir.

    Ve karşısında somurtan, sinirli, hırçın bir yüz değil; güler yüzlü ve çözüm odaklı bir personel görmek ister.

    PERSONELİN ÖZEL SIKINTISI VATANDAŞIN SUÇU DEĞİL!

    Şunu özellikle söylemek istiyorum:

    Memurlarımızın tamamını aynı kefeye koymak büyük haksızlık olur.

    Öyle kamu çalışanlarımız var ki vatandaş daha derdini anlatmadan yardımcı oluyor.

    Güler yüzüyle, tatlı diliyle insanın işini kolaylaştırıyor.

    İşte böyle personele gerçekten can feda!

    Bir kamu kurumuna girdiğinizde size:

    “Hoş geldiniz, nasıl yardımcı olabilirim?”

    diyen bir görevlinin yaptığı iş sadece evrak vermek değildir.

    Vatandaşın devlete olan güvenini de güçlendirir.

    Ama bunun tam tersi olduğunda, vatandaşın zihninde bütün kamu kurumlarına karşı bir önyargı oluşabiliyor.

    Oysa memurun o gün morali bozuk olabilir.

    Evinde bir sıkıntısı olabilir.

    İş yerinde canını sıkan bir mesele yaşanmış olabilir.

    Hayatı yolunda gitmiyor olabilir.

    Ama bunların hiçbiri vatandaşa sert davranmanın gerekçesi olamaz.

    Vatandaş sizin özel hayatınızdaki sıkıntının sebebi değil.

    VATANDAŞI DEVLETTEN SOĞUTMAYIN!

    Buradan bütün kamu çalışanlarına naçizane bir çağrım var:

    Lütfen kendi iç sıkıntılarınızı vatandaşa yansıtmayın.

    Eğer gerçekten çok sinirliyseniz, kendinizi iyi hissetmiyorsanız, vatandaşa hizmet edecek psikolojide değilseniz mümkünse izin kullanın.

    Çünkü vatandaş sizin karşınıza geldiğinde kurumunuzu, makamınızı ve devleti temsil eden kişi olarak sizi görüyor.

    Bir memurun söylediği tek bir kötü söz, yaptığı tek bir ters hareket, vatandaşa karşı sergilediği tek bir küçümseyici tavır bile yıllarca unutulmayabiliyor.

    BİR TATLI SÖZ ÇOK ŞEY DEĞİŞTİRİR

    Kimse kamu çalışanından kendisine özel muamele yapılmasını istemiyor.

    Kimse kuralların çiğnenmesini istemiyor.

    Kimse “beni hemen içeri alın” demiyor.

    İstenen çok basit:

    İnsan gibi muamele.

    “Bugün evrakınızın günü değil ama yardımcı olalım.”

    “Bir dakika bekler misiniz?”

    “İçeride yoğunluk var, biz evrakınızı getiriyoruz.”

    Bakın…

    Aynı işlem.

    Aynı kurum.

    Aynı evrak.

    Ama vatandaşa hissettirdiği duygu bambaşka!

    Demek ki mesele sadece iş yapmak değil.

    İşi nasıl yaptığınız da önemli.

    SON SÖZÜM

    Kamu görevlisi olmak sadece maaş karşılığında mesai yapmak değildir.

    Vatandaşla devlet arasındaki en önemli köprülerden biri olmaktır.

    O yüzden;

    Güler yüzlü personele can feda…

    İşini bilen, vatandaşa değer veren memura saygı sonsuz…

    Ama vatandaşa tepeden bakan, tersleyen, azarlayan, kendi öfkesini vatandaştan çıkaran anlayışa da açıkça söylüyorum:

    VATANDAŞ SİZİN DÜŞMANINIZ DEĞİL!

    VATANDAŞ DEVLETİN SAHİBİDİR!

    KAMU KURUMUNUN KAPISI VATANDAŞA KAPANMASIN; GEREKİRSE KURAL KONULSUN AMA İNSANLIK KAYBOLMASIN.

    Çünkü devletin güler yüzü, vatandaşa uzanan ilk eldir.

     

    Yazar Yorumları

    Yorum Yaz

    89404

    Hakkımızda

    bayrakgazetesi.com.tr 'de ülke'ye dair önemli haberleri, Son dakika haberlerini ve ülke ile ilgili gelişmeleri, hava durumu ve namaz vakitlerini bulabilirsiniz.

    Uygulamamız

    Üyeliklerimiz

    İha üyesidir

    İletişim

    #

    #

    #

    #