Köşe yazısı beklerken Karabük'ten toplantı fotoğrafı geldi...
Bazı insanlar vardır...
Ne yapacağını tahmin edersiniz.
Bazıları vardır...
Ne yapacağını tahmin edemezsiniz.
Bir de Özcan Kılıç Hoca vardır...
Onu tahmin etmeye çalışmak, hava durumunu çay falıyla öğrenmeye benzer.
Ben günlerdir bekliyorum.
"Bugün kesin köşe yazısı gelir."
Yok...
"Yarın gelir."
Yok...
"Herhalde yoğun."
Ses yok.
Ben de kendi kendime dedim ki;
"Adam eğitimci... Belki işleri yoğundur. Birkaç gün rahatsız etmeyeyim."
Tam o sırada telefon "dınnn" diye öttü.
Dedim ki...
"İşte geldi..."
Kesin memleket meselesini yazdı.
Eğitim üzerine bomba gibi bir makale.
Açtım mesajı...
"36. BALIKESİR 1980 DÖNEMİ N.E.E. Mezunları Toplantımızı Karabük'te gerçekleştirdik. Seneye Kırıkkale'deyiz inşallah."
...
Ben ekrana baktım...
Ekran bana baktı...
Biz birbirimize baktık.
Hocam...
Ben köşe yazısı beklerken siz şehir şehir mezunlar turuna çıkmışsınız.
Maşallah...
Normal bir mezun buluşması değil bu.
Adeta NATO zirvesi.
Bir an düşündüm...
1980 mezunları kaç kişi olabilir ki?
Sonra yorumlara baktım.
Birisi yazmış:
"En tehlikeli ekip..."
Vallahi yorumu okuyunca irkildim.
Haklı olabilirler.
Düşünsenize...
1980 mezunları...
Aradan kırk küsur yıl geçmiş.
Hepsi ayrı şehirlerde...
Kimisi emekli...
Kimisi hâlâ çalışıyor...
Kimisi torun seviyor...
Ama bir araya geldiklerinde sanki okulun zilini dün duymuş gibiler.
Bu ekip küçümsenecek ekip değil.
Ben olsam şimdiden seneye Kırıkkale'deki toplantı için hazırlıklara başlarım.
Çünkü bu sıradan bir buluşma değil.
Bakın...
Amerika Başkanı Türkiye'ye gelse heyetle geliyor.
Devlet başkanları onlarca araçla geziyor.
Ama Özcan Hoca'nın ekibi de az değil.
Yılların dostluğu...
Yılların anıları...
Yılların muhabbeti...
Bunların güvenliği de kolay sağlanmaz.
Şimdiden belediyeye haber vermek lazım.
"Arkadaşlar...
1980 mezunları geliyor.
Çay stoklarını artırın.
Simit siparişlerini iki katına çıkarın.
Hatıra fotoğrafı çekilecek alan hazırlayın.
Çünkü bu ekip bir oturdu mu, iki saatte kalkmaz."
İşin en güzel tarafı ise şu...
Yorumların altı ayrı bir dünya.
Birisi yazıyor:
"Maşallah hocam."
Bir başkası:
"Efsane kadro."
Bir diğeri:
"En tehlikeli ekip."
Tehlikeli kısmı doğru olabilir.
Çünkü bu nesil...
Cep telefonuyla değil...
Mektupla haberleşti.
Google'la değil...
Ansiklopediyle büyüdü.
Powerbank taşımadı...
Mahalle çeşmesinden su içti.
Wi-Fi aramadı...
Sokakta arkadaş aradı.
Onun için bunların anıları da sağlam...
Muhabbetleri de sağlam...
Dostlukları da sağlam.
Ben Özcan Hocayı yıllardır tanıyorum.
Adam gibi adam.
Eğitimci.
Mütevazı.
Samimi.
Ama...
Vallahi çözemiyorum.
Bir bakıyorsunuz eğitim konuşuyor.
Bir bakıyorsunuz tarih anlatıyor.
Bir bakıyorsunuz memleket meselelerini değerlendiriyor.
Sonra birden Karabük'te ortaya çıkıyor.
Ertesi gün Balıkesir.
Seneye Kırıkkale.
İnsanın aklına şu geliyor:
"Hocamın gizli bir organizasyon ağı mı var?"
Haritaya raptiye atıyor sanki.
"Bu sene buradayız..."
"Seneye şuradayız..."
Ben yetişemiyorum.
Bir de köşe yazısı bekleyen bizler varız.
Telefon her bildirim verdiğinde umutlanıyoruz.
"Tamam..."
"Bugün yazdı."
Açıyoruz...
Karşımızda toplu fotoğraf.
Altında da:
"1980 ruhu devam ediyor."
Hocam...
Allah muhabbetinizi daim etsin.
Dostluklarınızı eksik etmesin.
Ama arada bizi de unutmayın.
Şu köşe yazısını da ihmal etmeyin.
Çünkü biz sizi sadece toplantı fotoğraflarında değil, kaleminizde de görmek istiyoruz.
Gerçi şunu da söylemeden geçemeyeceğim...
Belki de Özcan Hoca'nın sırrı tam burada.
Nereye giderse gitsin dost biriktiren, yıllar geçse de arkadaşlıklarını yaşatan insanlar artık pek az kaldı.
İşte bu yüzden çözemiyoruz onu.
Çünkü bazı insanlar anlatılarak değil, yaşanarak tanınır.
Yine de hocam...
Seneye Kırıkkale'ye gelirken haber verin.
Yoksa gerçekten "1980 mezunları şehre giriş yaptı" anonsu yapılacak.
O gün gelince de kimse şaşırmasın! 😄
bayrakgazetesi.com.tr 'de ülke'ye dair önemli haberleri, Son dakika haberlerini ve ülke ile ilgili gelişmeleri, hava durumu ve namaz vakitlerini bulabilirsiniz.
#
#
#
#