• Dolar
    0.000
  • Euro
    0.000
  • Ç.Altın
    0.000
  • Altın
    0.000

°

Köşe Yazarı

SÜLEYMAN YILMAZ

  •  29 Ekim 2026
  • KÖY MUHTARLIĞI KALSIN, MERKEZDEKİ MUHTARLIKLAR YENİDEN DEĞERLENDİRİLSİN!


    E-DEVLET VAR, DİJİTAL İMKÂNLAR VAR! ŞEHİR MERKEZLERİNDEKİ MUHTARLIKLARIN MALİYETİ VE GÖREVLERİ YENİDEN MASAYA YATIRILMALI. KAMU KAYNAKLARI DAHA VERİMLİ ALANLARDA KULLANILMALI!

    Türkiye’de zaman zaman gündeme gelen muhtarlık sisteminin geleceği üzerine ben de düşüncemi açıkça ifade etmek istiyorum. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin muhtarlıkların kaldırılmasına ilişkin açıklamaları, bu konunun yeniden tartışılmasına vesile oldu.

    Benim görüşüm net: Köy muhtarlıklarıyla şehir merkezlerindeki muhtarlıkları aynı kefeye koymamak gerekiyor.

    Özellikle il ve ilçe merkezlerinde bulunan mahalle muhtarlıklarının görevleri, çalışma biçimleri ve kamuya maliyetleri yeniden değerlendirilmelidir. Çünkü bugün elimizde dünün şartlarından çok farklı imkânlar var.

    E-DEVLET VAR, DİJİTAL TÜRKİYE VAR!

    Bir zamanlar vatandaşın en basit bir belgesini almak, ikametgâhını bildirmek veya resmi bir işlemini takip etmek için kapı kapı dolaşması gerekiyordu. Muhtarlıklar da bu noktada önemli bir görev üstleniyordu.

    Peki bugün aynı şartlarda mıyız?

    Hayır!

    E-Devlet sistemiyle vatandaşlarımız birçok resmi işlemini evinden, iş yerinden, hatta cep telefonundan gerçekleştirebiliyor. Kamu kurumları arasında dijital hizmetler yaygınlaşıyor. Bilgiye ulaşmak, belge almak ve başvuru yapmak geçmişe göre çok daha kolay hale geliyor.

    Elbette her işlem dijital ortamda tamamlanamıyor. İnternete erişemeyen, teknolojiyi kullanmakta zorlanan veya desteğe ihtiyaç duyan vatandaşlarımız da var. Ancak bu durum, şehir merkezlerindeki mevcut sistemin hiç sorgulanmadan devam etmesi gerektiği anlamına gelmiyor.

    Mesele, vatandaşın hizmetini kesmek değil; aynı hizmeti daha az maliyetle, daha hızlı ve daha verimli sunabilmektir.

    KÖY MUHTARI İLE ŞEHİR MUHTARI AYNI DEĞİL!

    Benim asıl üzerinde durduğum nokta burasıdır.

    Köy muhtarı, yalnızca evrak düzenleyen bir kişi değildir. Köyün yolunu, suyunu, kanalizasyonunu, tarımsal sorunlarını, hayvancılıkla ilgili sıkıntılarını ve vatandaşın günlük ihtiyaçlarını yakından bilir.

    Köyde bir sorun olduğunda muhtar, ilgili kurumlarla vatandaş arasında çoğu zaman ilk köprüdür. Kaymakama, ilgili kamu kurumlarına ve gerektiğinde diğer yetkililere sorunları iletir. Köyün ihtiyaçlarını takip eder, vatandaşın sesini duyurmaya çalışır.

    Üstelik köylerde yaşayan vatandaşlarımızın önemli bir bölümü, her sorun için ilçe merkezine gidip gelme imkânına sahip olmayabilir.

    Bu nedenle köy muhtarlıklarının kendine özgü şartları mutlaka dikkate alınmalıdır.

    Ancak şehir merkezlerinde durum farklıdır. Belediye hizmetleri, kaymakamlıklar, valilikler, nüfus müdürlükleri ve diğer kamu kurumları vatandaşın çoğu zaman daha kolay ulaşabileceği mesafelerde bulunur.

    Mahalle muhtarlarının da vatandaşın sorunlarını dinlemek, ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmak ve kamu kurumlarıyla iletişim kurmak gibi görevleri vardır. Bu emeği yok saymıyorum.

    Fakat şu soruyu sormak da en doğal hakkımızdır:

    Şehir merkezlerinde mevcut muhtarlık yapısı, bugünün şartlarında aynı sayıda ve aynı biçimde devam etmek zorunda mı?

    MAAŞLAR VE KAMU KAYNAKLARI DAHA VERİMLİ KULLANILAMAZ MI?

    Devletin kaynakları sınırsız değil. Bütçenin her kuruşu, vatandaşın ödediği vergilerle oluşuyor.

    Muhtarlık sisteminin tamamı için yapılacak değerlendirmede yalnızca maaşlar değil; ödenekler, idari giderler, işleyiş maliyetleri ve sunulan hizmetlerin karşılığı da dikkate alınmalıdır.

    Şehir merkezlerindeki muhtarlıkların görevlerinin bir bölümü dijital sistemlerle veya mevcut kamu kurumlarıyla daha verimli biçimde yürütülebiliyorsa, neden bu seçenekler masaya yatırılmasın?

    Burada amaç, birilerinin emeğini küçümsemek ya da vatandaşın hizmet almasını zorlaştırmak değildir. Amaç, kamu kaynaklarını daha doğru alanlarda kullanmaktır.

    Muhtarlıkların yeniden yapılandırılmasıyla gerçekten tasarruf sağlanabilecekse bu kaynaklar; eğitime, sağlığa, köy yollarına, içme suyuna, tarıma, hayvancılığa ve sosyal yardımlara yönlendirilebilir.

    Çiftçinin üretim maliyetleriyle boğuştuğu, köylerde altyapı ihtiyaçlarının devam ettiği, emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların geçim mücadelesi verdiği bir dönemde, kamu harcamalarının verimliliğini tartışmak lüks değil, sorumluluktur.

    Ancak yapılacak tasarrufun miktarı da somut verilerle ortaya konulmalıdır. Hesap yapılmadan, yalnızca tahminlerle büyük tasarruf sağlanacağını söylemek doğru olmaz.

    MUHTARLIKLAR KALDIRILACAKSA VATANDAŞIN HAKKI KORUNMALI!

    Bir sistemi değiştirmek kolay, ortaya çıkacak boşluğu doldurmak ise daha önemlidir.

    Şehir merkezlerindeki muhtarlıkların kaldırılması veya birleştirilmesi gündeme gelecekse öncelikle vatandaşın hangi hizmeti nereden alacağı açıkça belirlenmelidir.

    Yaşlılarımız, engelli vatandaşlarımız, dijital hizmetlere erişemeyenler ve kamu kurumlarına ulaşmakta güçlük çekenler mağdur edilmemelidir.

    Mahallelerin sorunlarını belediyelere ve ilgili kurumlara iletecek etkili bir mekanizma kurulmalıdır. Vatandaşın başvurusunun takibi sağlanmalı, hiçbir mahalle sahipsiz bırakılmamalıdır.

    Yani mesele yalnızca muhtarlıkları kaldırmak değil, muhtarlıkların yürüttüğü hizmetleri daha etkili ve ekonomik bir modelle sürdürebilmektir.

    SON SÖZ: ARTIK BU SİSTEMİ TARTIŞMANIN ZAMANI GELMEDİ Mİ?

    Benim düşüncem şu: Köy muhtarlıkları ile şehir merkezlerindeki muhtarlıklar ayrı ayrı ele alınmalıdır. Köylerde vatandaşın sesi olan, köyün sorunlarını takip eden ve kamu kurumlarıyla bağlantı kuran muhtarlık yapısının ihtiyaçları korunmalıdır.

    İl ve ilçe merkezlerindeki mahalle muhtarlıkları ise günümüzün dijital imkânları, belediye hizmetleri ve kamu kurumlarının işleyişi dikkate alınarak yeniden değerlendirilmelidir.

    Devletin her kuruşunu hesap etmek zorundayız. Yıllardır uygulanan bir sistemin varlığını sürdürmesi, onun hiçbir zaman değiştirilemeyeceği anlamına gelmez.

    Dün ihtiyaç duyduğumuz bazı yöntemler, bugün teknoloji sayesinde değişebilir. Önemli olan alışkanlıkları korumak değil, vatandaşın yararına olanı bulmaktır.

    Köyün muhtarına ihtiyaç varsa köyün şartları korunmalı; şehir merkezindeki sistemde gereksiz maliyet ve görev tekrarı varsa bunlar giderilmelidir.

    Benim çağrım açık: Gelin, muhtarlık sistemini duygularla değil, verilerle ve vatandaşın ihtiyaçlarıyla değerlendirelim. Kamu kaynaklarını daha verimli kullanalım, tasarruf edilebilecek alanları belirleyelim ve elde edilen imkânları doğrudan vatandaşın hayatını kolaylaştıracak hizmetlere yönlendirelim.

    Çünkü devletin görevi yalnızca bir sistemi sürdürmek değil, milletin parasını milletin yararına en doğru şekilde kullanmaktır.

    Süleyman Yılmaz
    Gazeteci-Yazar

     

    Yazar Yorumları

    Yorum Yaz

    37151

    Hakkımızda

    bayrakgazetesi.com.tr 'de ülke'ye dair önemli haberleri, Son dakika haberlerini ve ülke ile ilgili gelişmeleri, hava durumu ve namaz vakitlerini bulabilirsiniz.

    Uygulamamız

    Üyeliklerimiz

    İha üyesidir

    İletişim

    #

    #

    #

    #