Geçen gün arkadaş ortamında sohbet ediyoruz. Birisi, "Ya şu marka kahve makinesi nasıl acaba?" dedi. Konu açıldı, iki dakika konuşuldu, sonra kapandı. Herkes evine gitti.
Aradan beş dakika geçti.
Telefonuma bir baktım; kahve makinesi reklamı.
Biraz aşağı kaydırdım; kahve makinesi karşılaştırması.
Biraz daha aşağı indim; "Bu kahve makinesini alanlar bunları da aldı."
Yok artık dedim. Bu kadar da tesadüf olmaz!
İnsan ister istemez şüpheleniyor. Acaba birileri bizi dinliyor mu? Telefonun içinde görünmez bir teyze oturmuş da bütün konuşmaları not mu alıyor? Yoksa telefonun içinde maaşlı bir muhbir mi var?
Bir an için kendinizi düşünün.
Arkadaşınıza diyorsunuz ki:
"Vallahi uzun zamandır balık tutmaya gitmedim."
Bir saat sonra sosyal medyada:
"En iyi olta kamışları burada!"
Akşam eşinize diyorsunuz:
"Şöyle güzel bir tatil olsa da gitsek."
Sabah telefon:
"Size özel yüzde 40 indirimli tatil fırsatları!"
İki gün sonra da kredi kartı limitiniz yetmediği için bankadan mesaj geliyor.
Demek ki tatil reklamını gösteren sistem, banka hesabını görmemiş!
İşin komik tarafı şu; bazen konuşmuyoruz bile.
Bir ürüne iki saniye fazla bakıyorsun, ertesi gün bütün internet o ürünle doluyor. Bir ayakkabıya baktın mı geçmiş olsun. O ayakkabı artık senin kaderin oluyor. Haber sitesine giriyorsun ayakkabı. Video izliyorsun ayakkabı. Hava durumuna bakıyorsun yine ayakkabı.
Sanki internet şöyle diyor:
"Sen bunu beğendin. Bundan sonra başka hiçbir şeyle ilgilenemezsin."
Eskiden annelerimiz "Oğlum seni gözümden kaçırmıyorum." derdi.
Şimdi teknoloji şirketleri aynı şeyi söylüyor gibi:
"Sen merak etme, biz seni senden daha iyi takip ediyoruz."
Nerede geziyorsun, ne izliyorsun, ne arıyorsun, neyi beğeniyorsun, neye sinirleniyorsun, hangi videoda duruyorsun...
Her şey kayıt altında.
Bazen düşünüyorum da; bu kadar ilgi ve alakayı gençliğimizde öğretmenlerden görseydik hepimiz profesör olurduk.
Elbette işin teknik açıklamaları var. Algoritmalar, çerezler, veri analizleri, kullanıcı davranışları falan filan...
Ama vatandaşın gözünden bakınca durum biraz farklı görünüyor.
Çünkü vatandaş teknolojiyi anlamaya çalışırken telefon birden bire karşısına çıkıp:
"Aradığın şeyi buldum."
diyor.
Vatandaş da haklı olarak:
"Ben daha aramadım ki!"
cevabını veriyor.
Geldiğimiz noktada artık insanlar yeni bir ürün konuşurken telefonlarını başka odaya bırakmayı düşünüyor. Kimisi mikrofonu kapatıyor, kimisi kameraya bant yapıştırıyor, kimisi de telefonu ters çevirip üzerine yastık koyuyor.
Yakında misafirliğe giderken telefonlar vestiyere bırakılacak diye korkuyorum.
Sonuç olarak teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor, buna sözümüz yok. Ancak bazen öyle bir noktaya geliyor ki insan kendini sosyal medya kullanıcısından çok, takip edilen bir dizi karakteri gibi hissediyor.
Belki de çağımızın en büyük sorusu şu:
Telefonu biz mi kullanıyoruz, yoksa telefon mu bizi kullanıyor?
İşte bunun cevabını bulabilirsek, belki o zaman reklamlar bizden önce ne düşüneceğimizi tahmin etmeyi bırakır.
bayrakgazetesi.com.tr 'de ülke'ye dair önemli haberleri, Son dakika haberlerini ve ülke ile ilgili gelişmeleri, hava durumu ve namaz vakitlerini bulabilirsiniz.
#
#
#
#